PusulaTrakya
PusulaTrakya
KÖŞE YAZISI

Beğeni Butonuna Sıkışan Trakya

Yaren Çelik Yaren Çelik Yazarın tüm yazıları
04-03-2026 09:08 1 dk okuma
Paylaş:

Eskiden Trakya’da bir kahve içimi için kapılar aşınırdı, şimdi ise o kahvenin sadece fotoğrafı "hikayelerde" paylaşılıyor. Biz ne zaman göz göze bakmak yerine, ekranlara bakarak sosyalleşmeye başladık? Dijitalleşen Trakya, o meşhur ruhunu kaybediyor mu?

Bir önceki yazımda "Dijitallesen Trakya Sosyolojisi" üzerine kafa yormuştuk. Bugün bu konuyu biraz daha derinleştirelim. Trakya insanı sıcaktır, heyecanlıdır, sohbeti sever. Ama son yıllarda bu sıcaklık, akıllı telefonların soğuk camlarına çarpmaya başladı. Artık sokaklardaki o yüksek sesli kahkahalar değil, bildirim sesleri yankılanıyor mahallelerimizde.

Mahalle Kahvesinden WhatsApp Gruplarına

Eskiden mahallemizin nabzı kahvehanelerde, bakkal önlerinde ya da kapı önü sohbetlerinde atardı. Şimdi ise her sokağın, her apartmanın bir WhatsApp grubu var. Birbirimize "günaydın" demek için kapı dışına çıkmak yerine, bir emoji göndermekle yetiniyoruz. Sosyolojik olarak bu, fiziksel mesafelerin kısalması gibi görünse de, aslında kalbi mesafelerin açılmasına neden oluyor.

Trakya’nın o saf ve filtresiz samimiyeti, Instagram filtrelerinin arkasına saklanmış durumda. En güzel sofraları kuruyoruz ama o sofranın tadından çok, nasıl göründüğüyle ilgileniyoruz.

"Beğenilme" Arzusu ve Kaybolan Anlar

Bugün Edirne’den Kırklareli’ne kadar her yerde gençlerimiz (ve hatta yaşlılarımız) bir onaylanma döngüsünün içinde. Kaç beğeni aldık? Kim hikayemize baktı? Bu sorular, "Bugün komşumun hali nasıldı?" sorusunun önüne geçti. Dijitalleşme bize dünyayı ayaklarımıza getirdi ama yan odadaki insanı bizden uzaklaştırdı.

Trakya insanının o meşhur "Abe napıyon?" samimiyeti, dijital mecralarda sadece birer karaktere dönüştü. Oysa gerçek sosyoloji, ekranın arkasında değil, o ekranı kapattıktan sonra başlayan hayattadır.

Dengeyi Bulabilecek miyiz?

Teknolojiye düşman değiliz, elbette nimetlerinden faydalanacağız. Ancak Trakya’nın o kendine has dokusunu, dijitalin standartlaştıran çarklarına teslim etmemeliyiz. Birbirimize sadece birer "takipçi" olarak değil, birer "insan" ve "hemşehri" olarak bakmayı yeniden hatırlamalıyız.

Ekranları biraz karartıp, Trakya’nın o güzel güneşine ve insanımızın parlayan gözlerine bakma vakti gelmedi mi?

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, PusulaTrakya yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

Yaren Çelik — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.