PusulaTrakya
PusulaTrakya
KÖŞE YAZISI

Modern Hayatın Faturası ve Kayıp Gönül Borcu

Sami Pekcan Sami Pekcan Yazarın tüm yazıları
19-10-2025 10:22 2 dk okuma
Paylaş:

“Bakkal Amca Gitti, Güven Defteri Dijitale Taşındı” başlıklı eski yazılarımdan birinde, yerel esnafın ve mahalle kültürünün kayboluşundan bahsetmiştim. Bugün, Trakya’nın modernleşen şehirlerinde sadece bakkallar değil, bizzat “komşuluk” kurumu da sessiz sedasız miadını dolduruyor. Artık kapı zili çalınmıyor, bir tutam maydanoz için kapı komşusuna gidilmiyor. Peki, bu hızlı ve konforlu hayatı seçerken, farkında olmadan neyin faturasını ödüyoruz?

Modern toplum, bize “zaman ve enerji tasarrufu” vaat etti. Kışlık salçayı imece usulü yapmak yerine hazır alarak zaman kazandık. Çamaşırı el birliğiyle yıkamak yerine makineye atarak enerji tasarrufu yaptık. Ancak bu tasarrufun en ağır faturası, gönül borcumuzu ödemeyi unuttuğumuz, kaybolan sosyal sermayemiz oldu.

İzolasyonun Yüksek Maliyeti

Eski Trakya kültüründe komşuluk, bir sosyal güvenlik ağıydı. Sadece fiziksel yardım değil, aynı zamanda duygusal ve psikolojik bir destek mekanizmasıydı. Hastalanınca yemeğini getiren, çocuğuna göz kulak olan o “üçüncü yer”, yalnızlığa karşı en güçlü kalkanımızdı.

Bugün evlerimiz akıllı, yalıtımlı ve lüks olabilir. Ancak o yalıtım, bizi sadece dış gürültüden değil, aynı zamanda insan sıcaklığından da izole etti. Bir apartmanda 50 kişi yaşıyoruz, ama birbirimizin adını bile bilmiyoruz. Bir kriz anında ilk aramamız gerekenler, komşularımız değil, kilometrelerce uzaktaki akrabalarımız ya da profesyonel yardım hatları oluyor.

Yerel Siyaset ve İnsani Doku

Yerel yönetimler ve siyasetçiler her zaman büyük beton projelerle, yeni yollarla övünür. Elbette altyapı önemlidir. Ancak asıl altyapı, insanlar arasındaki bağlardır. Bir şehir, içinde yaşayan insanlar birbirine yabancılaştığı sürece ne kadar modern olursa olsun, her zaman soğuk ve güvensiz kalacaktır.

Yerel yönetimlerin, "mahalle kültürünü canlandırma" projesi, sadece eski binaları restore etmekle değil; komşuluğun yeniden kurulacağı, esnafın destekleneceği ve dijital yalnızlığa karşı fiziki buluşma alanlarının yaratılacağı somut adımlarla başlamalı. Çünkü biliyoruz ki, bir kasaba veya şehrin gerçek zenginliği, asfaltın genişliğiyle değil, o gönül defterinin ne kadar dolu ve açık olduğuyla ölçülür.

Kapı komşumuzun bir derdi olup olmadığını en son ne zaman sorduk? Bu kayıp gönül borcunu, daha fazla yalnızlaşmadan ödemeye başlamalıyız. Yoksa Trakya'nın o sıcak dokusu, sadece eski masallarda kalan bir nostaljiden ibaret olacak.

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, PusulaTrakya yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

Sami Pekcan — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.