Eskiden mahallelerimizin bir ruhu, bir kimliği ve hepsinden önemlisi sığınacak bir limanı vardı. Sokak aralarından yükselen ekmek kokusu bakkal amcanın dükkânından gelir, çayın taze kokusu kahvehaneden taşar, akşamın ilk ışıklarında fırından yeni çıkmış somunun sıcaklığı elimizi yakardı.
Şimdi ise her köşe başında mantar gibi türeyen, birbirinin kopyası dev zincir marketlerin soğuk camlarıyla karşı karşıyayız. Mahallemizin o yıllanmış bakkalı, kasabı, manavı ise sessiz sedasız kepenk indirme tehlikesiyle baş başa.
Sadece Bir Ticaret Değil, Bir Güven Bağının Yok Oluşu
Küçük esnaf dediğimiz insan, sadece parayı verip malı aldığımız bir tezgahtar değildir. O, mahallelinin anahtarını bıraktığı, çocuğunu gözü kapalı emanet ettiği, veresiye defteriyle darda kalan komşunun hızır gibi imdadına yetişen gizli bir kahramandır.
Dev zincir marketlerde ise ne hal hatır soran bir güler yüz vardır ne de "parayı sonra verirsin hemşerim" diyen bir anlayış. Kasa bandından geçen her ürün, aramızdaki o insani bağları birer birer koparıp atıyor. Barkod okuyucunun o soğuk "biip" sesi, mahalle kültürümüzün üzerine çekilen bir sünger gibi...
Fiyat Etiketlerinin Ardındaki Büyük Çelişki
"Daha ucuz, daha pratik" vaadiyle sokaklarımıza giren bu zincir yapılar, uzun vadede yerel ekonomimizin can damarlarını kesiyor. Mahallenin bakkalı veya manavı kazandığı parayı yine bu kentin insanıyla paylaşır; fırıncıdan ekmeğini alır, yerel üreticiden sebzesini çeker, Kırklareli’nin ekonomisine can verir.
Oysa dev market zincirlerinin kasasına giren her kuruş, anında merkez hesaplara kayıp gidiyor. Biz üç beş kuruş daha uygun alacağız diye küçük esnafımızı yalnız bırakırken, aslında kendi mahallemizin ekonomisini ve sosyal dayanışmasını kendi ellerimizle zayıflatıyoruz.
Kepenkler Tamamen Kapanmadan...
Küçük esnafın direnişi sadece kendi ekmek teknesini koruma mücadelesi değildir; bu, kaybolmakta olan bir yaşam biçiminin, insanlığımızın ve mahallemizin hayatta kalma savaşıdır.
Bugün bakkalımızın, kasabımızın, manavımızın kapısını çalmayı bırakırsak; yarın başımız sıkıştığında kapısını çalacak bir "komşu" bulamayacağız. Esnafımıza sahip çıkmak, sadece bir alışveriş tercihi değil, mahallemize ve geleceğimize sahip çıkmaktır. Unutmayalım; bakkalımızın ışığı sönerse, mahallemizin neşesi de söner.